Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil ağaçlarla çevrili büyük bir ormanda genç bir kurt yaşarmış. Bu kurt, diğer kurtlardan biraz farklıymış. Ne tavukların peşinden koşar ne de ormanda karşılaştığı hayvanları korkuturmuş. En sevdiği şey, yaşlı meşe ağacının altında oturup gezginlerin bıraktığı masal kitaplarını okumakmış.
Bir gün yine ağacın altında kalın bir masal kitabını açmış. Önce kırmızı başlıklı kızın hikâyesini okumuş. Hikâyedeki kurt, küçük kızı kandırmış. Bizim kurt kaşlarını çatmış. Sonra üç küçük domuzun hikâyesini okumuş. Oradaki kurt da domuzların evlerini yıkmaya çalışıyormuş. Başka bir masal açmış. Onda da kurt, kuzuyu yemek isteyen kötü bir hayvanmış.
Kurt kitabı kapatıp ayağa kalkmış. Kuyruğu öfkeden sağa sola sallanıyormuş. “Bu nasıl iş? Hangi kitabı açsam kötü olan yine kurt! Hiç mi iyi bir kurt yaşamamış bu dünyada?” diye söylenmiş.
Tam o sırada yanından geçen yaşlı kaplumbağa onu duymuş. “Neden bu kadar öfkelisin?” diye sormuş. Kurt elindeki kitabı göstererek “Masallarda bize haksızlık yapılıyor. Herkes bizi kötü sanıyor. Ben bunun nedenini öğrenmeye gidiyorum.” demiş. Kaplumbağa başını yavaşça sallamış. “O zaman yalnızca konuşma. Dinlemeyi de unutma. Bazen bir hikâyenin iki ayrı yüzü vardır.” demiş.
Kurt önce kırmızı başlıklı kızın yaşadığı köye gitmiş. Onu ormanın kıyısında çiçek toplarken bulmuş. “Sana bir şey sormaya geldim. Neden sizin masalınızda kurt hep kötü?” diye sormuş. Kırmızı başlıklı kız biraz düşünmüş. “Çünkü o kurt beni kandırdı. Ben de ondan korktum.” demiş. Kurt hemen itiraz etmiş. “Ama ben seni hiç kandırmadım!” Kız gülümsemiş. “Doğru. Sen o kurt değilsin. Fakat seni tanımayan biri bunu nereden bilsin?”
Bu söz kurdun aklına takılmış. Oradan ayrılıp üç küçük domuzun evlerine gitmiş. Domuzlar yeni yaptıkları tuğla evin önünde oturuyormuş. Kurdu görünce üçü birden içeri kaçmış ve kapıyı kapatmış. Kurt kapıya yaklaşarak “Korkmayın! Evinizi üflemeye gelmedim. Yalnızca konuşmak istiyorum.” demiş.
En büyük domuz pencereden başını uzatmış. “Bir kurtla konuşmamızı mı bekliyorsun?” diye sormuş. Kurt üzülmüş. “İşte bundan söz ediyorum. Beni tanımadan kötü olduğuma karar verdiniz.” demiş. En küçük domuz utangaç bir sesle “Masalımızdaki kurt evimizi yıkmaya çalışmıştı. Bu yüzden kurtlardan korkuyoruz.” demiş.
Kurt başını eğmiş. “Demek bir kurdun yaptığı, bütün kurtların üzerine kalıyor.” diye mırıldanmış. Ortanca domuz da “Belki de öyle olmamalı. Ama korku bazen düşünmekten daha hızlı davranır.” demiş.
Kurt yoluna devam etmiş. Akşam olduğunda bir dere kenarında dinlenmeye karar vermiş. Tam su içecekken karşı kıyıda küçük bir kuzu görmüş. Kuzu onu görünce titremeye başlamış. Kurt bunu fark edince olduğu yerde durmuş. “Korkma. Sana zarar vermeyeceğim.” demiş.
Kuzu şaşkınlıkla “Ama sen bir kurtsun!” demiş. Kurt derin bir nefes almış. “Evet, kurdum. Fakat yalnızca kurt olmam kötü olduğum anlamına gelir mi?” diye sormuş. Kuzu cevap verememiş.
Tam o sırada derenin yukarısından büyük bir dal kopmuş. Dal hızla suya düşmüş ve derenin önünü kapatmış. Su yükselmeye başlamış. Küçük kuzunun bulunduğu kıyıyı su basacakmış. Kuzu korkuyla bağırmış. Kurt hiç düşünmeden suya atlamış. Akıntıyla boğuşarak karşı kıyıya geçmiş ve kuzuyu sırtına almış. Sonra onu güvenli bir yere taşımış.
Kuzu şaşkın gözlerle kurda bakmış. “Sen beni kurtardın.” demiş. Kurt gülümsemiş. “Masallardaki bütün kurtlar kuzuları yemez demek ki.” diye cevap vermiş.
Ertesi gün kurt ormana dönerken yol boyunca düşünmüş. Önce bütün eski masalları değiştirmek istemişti. Kötü kurtların yerine iyi kurtlar koyacak, kimsenin kurtlardan korkmasına izin vermeyecekti. Fakat artık bunun da doğru olmadığını anlamıştı. Çünkü bazı kurtlar gerçekten kötü şeyler yapmış olabilirdi. Önemli olan, onların yaptıklarını saklamak değil, herkesin aynı olmadığını göstermekmiş.
Yaşlı meşe ağacına vardığında kaplumbağa yine oradaymış. “Aradığın cevabı bulabildin mi?” diye sormuş. Kurt gülümsemiş. “Evet. Eski masallar benim kim olduğuma karar veremez. Ama yalnızca kızarak da insanların düşüncelerini değiştiremem. Onlara başka türlü bir kurt olabileceğimi göstermeliyim.” demiş.
O günden sonra kurt yeni bir masal yazmaya başlamış. Masalında ne bütün kurtlar kötüymüş ne de bütün domuzlar korkakmış. Tilkiler her zaman kurnaz, kuzular her zaman çaresiz, aslanlar da her zaman cesur değilmiş. Her kahraman yaptığı seçimlerle tanınırmış.

Kurt kitabının sonuna tek bir cümle yazmış:
“Birini kulaklarına, kuyruğuna, tüylerine ya da hakkında anlatılan eski hikâyelere bakarak tanıyamazsınız.”
Yıllar sonra bu masal ormandaki bütün yavruların en sevdiği kitaplardan biri olmuş. Kurt ise sonunda beğendiği bir kurt masalı bulmuş.
Çünkü bu kez masalını başkaları değil, kendi davranışları yazmış.





